Hepimiz başarılı insanların hayatlarını merak ediyoruz. Bir sporcu şampiyon olduğunda, bir girişimci büyük bir şirket kurduğunda ya da bir öğrenci hayalini kurduğu okulu kazandığında ilk sorduğumuz soru genellikle aynı oluyor: "Bunu nasıl başardı?"
Çoğu zaman cevabı yetenekte arıyoruz. Oysabaşarıhikâyelerinin perde arkasına baktığınızda, karşınıza çıkan en önemli kelime yetenek değil, disiplindir.
Disiplinkulağa sert bir kavram gibi geliyor. Sabah erken kalkmak, plan yapmak, kurallara uymak, vazgeçmemek... Pek çoğumuz disiplini özgürlüğün karşıtı olarak görüyoruz. Oysa gerçek tam tersidir. İnsan, hayatını disipline ettikçe zamanını daha iyi yönetir, hedeflerine daha emin adımlarla ilerler ve sonunda daha özgür bir yaşam kurar.
Bugün hepimiz hızlı sonuçlar istiyoruz. Bir işe başlıyoruz ve kısa sürede karşılığını bekliyoruz. Birkaç gün spor yapıp hemen değişim görmek, yeni bir işe girip kısa zamanda büyük başarı elde etmek ya da bir kitap okuyarak hayatımızın tamamen değişmesini beklemek artık sıradan hâle geldi. Ancak hayatın gerçeği böyle işlemiyor. Büyük başarılar, küçük ama istikrarlı adımların toplamıdır.
Bir marangoz düşünün. Ortaya çıkan mobilyaya hayran kalıyoruz ama onun yıllarca aynı tezgâhta çalışarak kazandığı ustalığı görmüyoruz. Bir doktorun bilgisini takdir ediyoruz ama arkasındaki yıllarca süren eğitimi ve uykusuz geceleri çoğu zaman hesaba katmıyoruz. Sonuçlara odaklanırken süreci unutuyoruz.
Hayatın her alanında durum aynı. Sağlıklı olmak isteyen düzenli hareket etmeli, iyi bir meslek sahibi olmak isteyen sürekli öğrenmeli, güçlü ilişkiler kurmak isteyen ise emek vermeyi bilmeli. Bunların hiçbiri bir gecede gerçekleşmiyor. Disiplin tam da bu noktada devreye giriyor. İnsan istemediği günlerde de doğru olanı yapabiliyorsa, asıl değişim o zaman başlıyor.
Ne yazık ki günümüzde sabretmek giderek zorlaşıyor. Sosyal medya bize sürekli başkalarının en parlak anlarını gösteriyor. Herkes başarılı, herkes mutlu, herkes bir yerlere yetişmiş gibi görünüyor. Oysa ekranlarda gördüğümüz başarıların arkasında çoğu zaman yıllar süren mücadeleler, başarısızlıklar ve vazgeçilmeyen hedefler var. Kimse o kısmı paylaşmıyor.
Belki de çocuklarımıza bırakabileceğimiz en değerli öğüt, "Her zaman kazan." demek değil, "Her gün çalışmaya devam et." demektir. Çünkü insanı zirveye taşıyan şey büyük sıçramalar değil, her gün tekrarlanan küçük alışkanlıklardır.
Başarı bazen alkışlarla kutlanan bir sonuçtur ama disiplin, kimsenin görmediği anlarda verilen sessiz bir mücadeledir. Sabah erkenden kalkmak, vazgeçmek üzereyken devam etmek, kimse izlemezken de işini en iyi şekilde yapmak... İşte gerçek başarı tam da burada başlar.
Belki de hayatımızı değiştirecek olan büyük bir fırsat değildir. Belki de bizi değiştirecek olan şey, bugün başlayıp yarın da sürdürebildiğimiz küçük bir alışkanlıktır.
Çünkü başarı, bir günde kazanılan bir ödül değil; her gün yeniden verilen bir karardır.

Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın